Anadolu Haber Gazeleri

Anadolunun Sesi Burada

Gürsel Tekin: Çağın drakulası beton lobisi

İstanbul’un beton lobisine teslim edildiğini belirten Tekin, Kanal İstanbul projesini de sert bir dille eleştirdi.

İstanbul’un su sorunundan bahsettiniz bunu açar mısınız?

Bugün suya erişim hakkı bütün dünyada temel bir hak olarak değerlendiriliyor. Küresel iklim değişikliğinin ortaya çıkarttığı yeni koşullarda bütün ülkeler su kaynaklarını daha verimli kullanmak ve vatandaşlarının suya erişim olanağını arttırmak için yeni stratejiler ve uygulamalar devreye sokuyor. Türkiye kişibaşına kullanılabilir su miktarı dikkate alındığında bugün su stressi çeken bir ülke olarak kabul ediliyor. 2030 yılında “su fakiri” bir ülke olmakla karşı karşıya kalabiliriz. Bu durumun en acı sonuçlarını İstanbul yaşayacak. Resmi rakamlara göre bugün İstanbul’un nüfusu 15 milyon. Şehrin içme suyu kaynaklarının toplam verimi 1 milyon 600 bin m3 civarında. Nüfusun yaklaşık beşte üçü Avrupa’da, kalanı da Anadolu yakasında yaşarken, içme suyu kaynaklarının beşte üçü Anadolu yakasında. Avrupa yakasında ortaya konan yeni yapılaşma alanları ve Kanalİstanbul gibi projeler Avrupa yakasının su baskısını daha da arttırıyor. Bu baskıyı karşılamak için gündelik projeler devreye sokuluyor. Melen havzası gibi havzalardan şehre su taşınıyor. Böylece sadece İstanbul’un değil çevre şehirlerin de su kaynakları tüketiliyor. Bu sorun böyle gündelik adımlarla çözülebilecek bir sorun değil. Ekolojik sınırları aşma noktasına gelmiş durumdayız. Yapılan araştırmalar şiddetli yağışların kış aylarından buharlaşma riskinin yüksek olduğu yaz aylarına doğru kaydığını da gösteriyor. Yani gün geçtikçe daha az su kaynağı ile daha büyük bir nüfusu beslemek zorunda kalacağız. Bugün atılan plansız adımların ağır sonuçlarını yaşıyoruz. Su fiyatları neredeyse enflasyon oranı üstünde artıyor, içme suyu temini bütünüyle ambalajlı su sektörüne devredildi, su kirlilik oranı ve su kesintileri artıyor. Özellikle yoksullar, düşük gelir grupları suya erişimde büyük sorunlar yaşıyor.

Ne yapmalıyız? Komşu havzalardan su getirilmesi konusunda bu havzalardaki tarımsal etkinliğin devam etmesini gözetmek zorundayız. Aksi halde insanlar tarım yapamaz hale gelecekler, göç edecekler ve su baskısı daha da artacak.

Orman alanlarını korumak zorundayız. İstanbul’un orman havzaları kuzey bölümdedir. Bu alanlardaki su toplama yapıları ıslah edilmeli, kapasiteleri arttırılmalıdır. Ormanla kaplı bir su havzasının verimi diğer alanlara göre çok daha yüksektir. Ormanı korumak, suyu korumak, suyu korumak İstanbulluların geleceğini korumak demektir. Bunu böyle bilmek zorundayız.

Yeraltı suları stratejik kaynaktır. Bu kaynaklar çok dikkatli kullanılmalıdır. Gündelik politikalarla yok etmek, İstanbulluların hayatını riske atmak demektir.

İstanbul’da şebekeden kaynaklanan su kaçağının oranı yüzde 30 civarında. Bu tamamen altyapı eksikliğinden kaynaklanan bir israf. Bunu da ortadan kaldıracağız. Berlin örneği çok dikkate değer. Galeri sistemi ile altyapıyı yenileyerek su kayıp ve kaçaklarını yeni teknolojilerle tespit ederek azaltmak bugün mümkün.

Bizim için suya erişim temel bir hak, suyu korumak da temel bir yükümlülüktür. Bugün İstanbul’un bütün kaynakları halkın değil beton lobisinin çıkarları için kullanılıyor. Bir adam atmadan önce halkın çıkarı değil, beton lobisinin rant talebi birinci öncelik oluyor. Diyorlar ki “Kuzey ormanlarını yapılaşmaya açalım, derelere çimento dökelim, betondan binaları dikelim, cebimiz dolsun isterse İstanbul yok olsun.” Biz de diyoruz ki “İstanbul’un kaynakları İstanbullular için kullanılacak, İstanbul kazanacak.” Bunu başaracağız.

İstanbul’un imar planları ile ilgili müteahhitlere çok büyük paraların aktarıldığından bahsetmiştiniz. İstanbul kimlere peşkeş çekildi? Rakamsal olarak örneklendirir misiniz?

İstanbul’da olası bir depremde 496 toplanma alanından geriye 77 toplanma alanı kaldı. Geri kalanı AVM, rezidans, plaza oldu. Vahşice, insafsızca, ahlaksızca rant için İstanbulluların canıyla oynadılar. İşte her yerde bahsettiğim beton ve rant lobisi budur. Para için İstanbulluların toplanma alanına bile el koyabilecek kadar gözü dönmüş bir avuç adam vampir gibi İstanbul’un kanını, canını emiyor. Bu çağın Drakulası Beton Lobisi’dir. Bunlar İstanbul’da yaşıyor, İstanbul’un bütün kaynaklarını sömürüyor, zenginleşiyor, şişiyor. Sadece 100 bin insan imar mağduru, binlerce kent sürgünü var. Bunlar plazalar dikip banka hesaplarını büyütürken, İstanbullular Kağıthane’de barakada, Fikirtepe’de çadırda yaşıyor. Buna isyan etmeyen bir insanın vicdanı yoktur, ahlakı yoktur, hiçbir inancı yoktur. Kimse kusura bakmasın ama bugün İstanbul bu lobiye teslim edilmiş durumda. Firavun kölelerin emeğini, canını sömürür, piramit dikerdi. O piramit firavun düzeninin simgesidir. Beton Lobisi’nin baronlarının simgesi de Zeytinburnu’da dikilen 16:9 kuleleridir. O kuleler tarihi silüetin ortasında dikiliyor, “Biz İstanbul’dan da büyüğüz, tarihten de büyüğüz, bu şehrin hakimi biziz” diyor. Ben de diyorum ki biz size dersinizi vereceğiz.

DÜNYA GÖRECEK Kİ TERTEMİZİZ

Ben bunları söylediğim için beton lobisinin hücreleri bana her türlü iftirayı atıyor. Yok 8 villan, 286 dairen, 5 uzay istasyonun var diyorlar. Saçma sapan iddialarla beni karalamaya çalışıyorlar. MASAK orada. 7 sülalemi araştırsınlar. Dünya görecek ki tertemiziz. Ben haram yemedim, çocuklarıma da haram lokma yedirmedim. Bu iftirayı atanlar kaybedeceklerini bilen korkaklardır. Bunlar İstanbul’a ihanet ettiler. Bizim de görevimiz İstanbul’u bu lobinin elinden kurtarmak ve yeniden halka vermektir. Bütün İstanbullulara sesleniyorum bu mücadele şu partinin, bu partinin mücadelesi değildir. Bu mücadele İstanbul’un geleceği mücadelesidir. Bu mücadele İstanbulluların hayatı mücadelesidir. İstanbul’u İstanbullular mı yönetecek yoksa paradan başka bir şey düşünmeyen bir rant çetesi mi yönetecek? Bu soruya hep birlikte cevap vereceğiz. Çok açık söylüyorum: 2019’da biz kazanacağız. İstanbul kazanacak.

Sizin İstanbul için önerileriniz nelerdir? Eklemek istedikleriniz?

Ben hayatımı İstanbul’a adadım. İstanbul’un karşı karşıya olduğu derin sorunları çözmek için 4 yıl önce yola çıktım. Bütün makam, mevki her şeyi bıraktım doktora yapar gibi çalıştım. Şehircilik alanında uzman nerede varsa onun yanına gittim. Amerika’da, Avrupa’da bu alanda eğitim veren akademisyenlerle görüştüm. Türkiye’de uzun yıllar kamuda hizmet vermiş, tertemiz, işinin ehli kamu yöneticileriyle görüştüm. Çok iyi bir ekibimiz var. Alanında uzman akademisyenler, sicili başarı dolu bürokratlar, zımba gibi yenilikçi, dinamik, gencecik arkadaşlarımız var. İstanbul’un bütün sorunlarını biliyoruz. Bütün sorunları çözmek için projelerimiz hazır.

İstanbul bugün dünyada kadınlar için en tehlikeli 10 şehirden bir tanesi. Güvenli şehirler sıralamasında 60 mega şehir içerisinde 40’ıncı sırada. Bizim amacımız İstanbul’u dünyada en yaşanabilir 10 şehirden biri yapmak. Barcelona, Viyana başarıyor da dünyanın en güzel şehri İstanbul niye yapamasın? Onların 5 beyni 15 kolu yok. Orada kurallar ve kurumlar var. İstanbul’un eksiği kuralların ve kurumların çalışmaması. Yerel yönetimin temel ilkeleri katılımcılık, çoğulculuk ve şeffaflıktır. İstanbul’u bu ilkelerle yöneteceğiz. Katılımcı olacağız, İstanbullunun ortak aklından yararlanacağız. Çoğulcu olacağız, rozetlere değil ehliyete bakacağız. İşi ehil olana vereceğiz. Şeffaf olacağız. Bugün Londra Belediyesi’nin internet sitesine girin satır satır kime ne harcadıklarını açıklıyorlar. İstanbul’un kaynaklarını hesap vererek yöneteceğiz.

İstanbul bugün ihanete uğramış bir şehir. İstanbul’un bütün kaynakları bir avuç adamın çıkarı için kullanılıyor. Dereleri kurutuluyor, ormanları kesiliyor, ciğerleri sökülüyor, denizi zehirleniyor, su havzaları yok ediliyor. İstanbul gözümüzün önünde betondan hançerlerle öldürülüyor. Biz bunu değiştireceğiz. İstanbul’da kent sürgünleri, garibanlar, mazlumlar, her gün sayısız acı içerisinde yaşayıp feryad edenler var. Onların sesi biziz. İstanbullularla birlikte İstanbul’u yeniden kazanacağız. İstanbul’da yepyeni bir dönem başlatacağız.

DOĞA OYUNCAK DEĞİLDİR

Kanal İstanbul için yeni şehir alanı yaratılması amacıyla İBB’de protokol imzalandı. Bunun riskleri nelerdir? Bununla ilgili ekibinizle bir çalışma yaptınız mı?

Bu proje İstanbul’un bütün ekolojik yapısını değiştirecek bir projedir. Bir insanın kalbine giden dört damardan birini kesmek ne kadar sağlıklıysa bu proje de İstanbul için o kadar sağlıklı. Emin olun bu projenin sahipleri bile kara kara ne yapacaklarını düşünüyor. Bu proje gerçekleşirse Marmara’nın ekolojisini değiştirecek, zaman için de Karadeniz’in de ekolojisi değişecek. Doğa oyuncak değildir, yaptıklarınızın bedeli olur. Türkiye’deki bütün uzmanlar bu projeye karşı çıkıyor. Ya işi bilenlerin aklına güveneceğiz ya da beton lobisi için İstanbul’u ekolojik bir felakete sürükleyeceğiz. Seçenekler bu kadar basitse kimse buna evet diyemez. İstanbulluların canını düşünen burada yerini alır.

Tagged , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir